İlk gece veya gerdek gecesi yeni evlenen çiftin evlendikleri ilk akşam (Zifaf gecesi) yalnız kaldıkları yatak odasına Anadolu’da verilen addır. Gerdeğe girmek, gelinle güveyin ilk gece baş başa kalmalarını tanımlar. Toplumumuzda cinsel konulardaki baskı ve kısıtlamalar yeni evli çiftler arasında gerdek gecesinde çeşitli sorunlara yol açabilmektedir.

Çiftler, bir yandan gelinin çekingenliği ve tutukluğu, öte yandan erkeğin heyecanı altında ezilebilir, ilk birleşmede başarıya ulaşmak için bütün bu güçlükleri aşmak zorundadır.

Erkeğin eşinde cinsel istek uyanıp olgunlaşıncaya kadar beklemesi gerekir. İlk ilişkide aceleci davranma, zor kullanma gibi durumlar olumsuz sonuçlara yol açar. Bazı durumlarda da erkeğe kadının yardımcı olması gerekir. Eşe yardımcı olmak, her iki eşin de görevidir.

Cinsel fonksiyon tedavisi başvurusunda bulunan hastalarda tedavi kesin midir? Tedavinin başarılı sonuç vermesini etkileyen faktörler nelerdir ?

Cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan faktörler arasında organik ve psikolojik pek çok sebep bulunuyor. Altında yatan nedenin organik bir sisteme bağlı olduğu durumlarda; tedavide bu sisteme ait bozukluk ortadan kaldırılırsa cinsel fonksiyon da düzelir. Bu sebep devam ederse tedaviye direnç oluşturur. Müracaat eden kişinin sorununun nereden kaynaklandığı tam olarak ortaya konduğu takdirde; organik olsun psikolojik olsun meydana gelen cinsel fonksiyon problemini halledebilecek pek çok tedavi seçeneği bulunuyor. Hasta, altını çiziyorum; sıkılmadan tedavisini ve hekime başvurularını yenilemelidir, hekime takip imkanı tanımalıdır. Türkiye de önemli bir hasta grubu hekime başvurmaya çekinmekte veya problem ancak uzun yıllara dayanan bir sorun haline geldiğinde başvurmaktadır. 10-15 yıldır bu problemin içinde yaşamaya alışmış kişilerin karar verince, ilk müracaatında sorunum hemen hallolsun demeleri tedavi şansını da etkilemektedir.

Vaginal orgazm da G noktası da masalmış! Cinsellikle ilgili bilgilerinizi gözden geçirin. Bir çoğu eski ve yanlış olabilir. En sık sorulan soruların doğru yanıtlarını sizin için derledik…

Kadınlarda G noktası gerçekten var mı?

Hayır… 1950 yılında Alman bir jinekolog, kadınlarda vajina duvarının önünde yer alan ve en erojen bölge olarak tanımladığı G noktasının varlığından bahsetti. Ancak, kendisinden sonra, detaylı olarak yapılan araştırmalarda, doktorlar vajinanın her bölgesinin aynı hassasiyette olduğu ve G noktasının olmadığı görüşünde birleştiler.

* Regl sırasında hamile kalınır mı?

Hayır… Ancak regl döneminizin sonlarında, korunmadan cinsel ilişkiye girdiyseniz, rahim artık yumurta üretmeye başlamış olduğundan hamile kalabilme ihtimaliniz artıyor. Çünkü spermler ortalama yedi gün canlı kalabiliyorlar.

* Doğum kontrol hapı almayı bir kez unutunca hamile kalma riski doğar mı?

Evet… Projesteron (Doğum kontrol) hapını almayı unuttuğunuz andan itibaren üç saat geçmişse, artık hamileliğie karşı korunmasızsınız.

* Anal sevişme tehlikeli midir?

Hayır… Ama normal ilşkiye göre iltihaplanma riskiniz çok daha fazladır. Anüs, vajinaya oranla sürtünmeye karşı fazla dayanıklı değildir. Buradaki kan damarları daha hassas ve kolayca tahriş olabilir. Eğer ilşki sırasında korunmuyorsanız kanamaya başladığı taktirde, cinsel yolla bulaşan hastalıkların ortaya çıkma riski de artar.

* Sperm neler içerir?

Sperm protein, şeker, vitamin ve mineral açısından zengindir.

* Oral sevişme cinsel ilişkiden daha mı güvenli?

Hayır… Oral sevişme esnasında birtakım enfeksiyonlar kapılabilir. Oral sevişme yapan kişnini diş etlerinin kanaması ya da iltihaplı olması durumunda HIV virüsü, deri iltihapları ve bel soğukluğunun ortaya çıkma riski çok fazla.

Erkeklerde Erken Boşalma;

* Hızlı yemek yerler
* Hızlı araba kullanırlar
* Her konuda aceleci davranırlar
* Çabuk sinirlenirler
* Kontrolsüz davranışları vardır
* Ya çok çabuk güvenirler ya da güven duymada zorlanırlar
* Kaygılı ruh halleri vardır
* Çocukluklarında babalarıyla sorunları vardır
* Çocukluklarında yataklarını ıslatmışlardır
* Genellikle eğitim düzeyleri yüksektir
* A tipi kişilik yapısına sahiptirler. Yani rekabetçi, sosyal alanda ve mesleğinde hırslı, dakik, güçlü ve etkileyici, sabırsız, aynı anda birkaç iş yapmayı seven, insanlara ve olaylara çabuk sinirlenen, onaylanmayı bekleyen, sorunlu bir dinlenme tarzı olan, daima telaşlı, ev ve iş dışında çok az ilgi alanı olan, duygularını saklayan, kendini ve başkalarını işlerini bitirmeye zorlayan vb. özellikleri vardır.

Mikroenjeksiyon, şiddetli erkek kısırlığı tedavisi için geliştirilmiş bir yardımcı üreme tekniği yöntemidir. Spermin normal dölleme özelliğine sahip olmaması durumunda döllenmenin müdahaleli olarak sağlanması amacıyla uygulanır. Şiddetli erkek kısırlığına yol açan durumlarda tüp bebek yöntemi de dahil olmak üzere bilinen diğer tedavi yöntemleri ile döllenme olmamakta veya çok düşük oranda gerçekleşmektedir.

Mikroenjeksiyon yöntemi son yıllarda kısırlık tedavisinde devrim yaratmış olup, daha önceden tedavi şansı verilmeyen birçok çift, bu yöntemle çocuk sahibi olmuştur.

Embriyoların döllendiği gün (pronükleus dönem) dondurularak saklanması ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Böylece bir kez uygulama ile birden fazla transfer şansı oluşmaktadır, Çiftler için hem gebelik başarısını artırıcı ve hem de daha ekonomik olan embriyo dondurma işlemi uygun olan vakalarda rutin bir şekilde kullanılmaktadır.

Mikroenjeksiyon uygulaması, mikro pipetler yardımı ile mikroskop altında spermin kadından elde edilen yumurtanın içine enjekte edilmesidir. Böylece bir anlamda zorla döllenme sağlanmaktadır. Aksi takdirde çoğunlukla sayı, hareketlilik ve şekil bozukluğu olan spermlerin kendiliğinden yumurtaları döllemesi mümkün olmamaktadır, işlemler mikroskobun ısıtılmış tablasında, 200–400 büyütme altında ve mikromaniplatörler aracılığı ile yapılmaktadır. Mikroenjeksiyon, şiddetli erkek kısırlığı dışında tüp bebek tedavisi ile döllenme sağlanamayan çiftlerde veya merkezimizde kadından elde edilen yumurta sayısının 5 ve altında olduğu durumlarda uygulanmaktadır. Menideki çok az sayıda spermle işlem yapılabildiği gibi, menide spermin bulunmadığı durumlarda epididimal kanal veya testislerden elde edilen spermler kullanılarak da mikroenjeksiyon yapılabilir. Bazı erkeklerde testislerde sperm bulunması mümkün olmayabilir. Bu durumda eğer varsa spermatid adı verilen ve spermin ilkel hali olan hücreler kullanılmaktadır. Spermatid kullanımı ile elde edilen sonuçlar henüz yüz güldürücü değildir. Düşük oranda döllenme ve gebelik elde edilebilmektedir.

Tıpkı normal gebeliklerde olduğu gibi yardımcı üreme teknikleri ile elde edilen gebeliklerde de düşük riski mevcuttur. Özellikle 42 yaş ve üzerindeki kadınlarda gebelik oranları dramatik olarak azalmaktadır. Yumurtalık fonksiyonları normal veya sınırda bozuk bulunan 42 yaş üstü kadınlarda bu işlem düşük başarı oranları belirtilerek uygulanmaktadır.

Mikroenjeksiyon işlemi özel donanıma sahip mikroskop altında, uçlarına açı verilmiş steril tek kullanımlık cam mikropipetler ile gerçekleştirilir.

Yumurta toplama işlemi sonucunda elde edilen yumurtalar önce çevresindeki kümülüs hücrelerinden temizlenerek, olgun olanlar ve kullanılabilecek durumdakiler belirlenir. Mikroenjeksiyon işlemi yapılacak olan steril toksik olmayan plastik kapta, önce erkeğe ait spermlerin konulacağı özel kültür sıvısı içeren bir havuz oluşturulur. Daha sonra olgun yumurtaların konulacağı özel besi sıvısı içeren mikro damlacıklar hazırlanır.

Sperm ve yumurta kendilerine ait yerlere konulduktan sonra mikroskop altında şekil olarak normal görünümlü ve varsa hareketli sperm seçilerek mikroenjeksiyon pipeti ile kuyruğun orta bölümüne bastırılarak hareketsizleştirilir. Tekrar kuyruk kısmından yakalanan sperm pipet içine alınarak yumurta içeren besi ortamına gidilir. Burada yumurta özel tutma pipeti ile tutularak sperm yumurta içine enjekte edilir. Bu işle tüm yumurtalarda aynı sıra ile uygulanır, işlem bittikten sonra yumurtalar tek tek özel besi ortamlarına alınarak işlemden 16–18 saat sonra döllenme kontrolü yapılır. Döllenmiş ve döllenmemiş yumurtaların sayısı belirlenir. Döllenenler ile döllenmeyenler ayrı ayrı belirlenerek besi ortamlarına konulur ve 2, 3, 4, 5 gün transfer edilene kadar büyümeleri izlenir.

Normal özelliklere sahip bir meni örneğinde sperm sayısının, mililitrede en az 20 milyon, hareketli spermlerin %50 ve ileri hızlı hareketliliğin (+4 veya A grubu hareket) % 25 ve normal sperm morfolojisinin (şekilsel özelliği) % 8′ün üzerinde olması gereklidir. Bu değerlerin altında erkek kısırlığından söz edilir. Şiddetli erkek kısırlığında bu parametreler çok düşüktür ve spermler yumurtayı dölleme yeteneğinden yoksundur. Şiddetli erkek kısırlığı için standart bir tanım olmamakla birlikte; ileri hızlı hareketli ve normal morfolojideki sperm sayısının bir milyon altında olması şeklinde tanımlanabilir. Sperm ve yumurtanın tamamen normal olduğu durumlarda bile tüp bebek yöntemi ile döllenme olmayabilir.

Mikroenjeksiyon yönteminin uygulandığı durumlar

* IVF -ET yöntemi ile döllenmenin gerçekleşmediği durumlar
* Sperm sayısı ve hareketinin az olduğu durumlar
* Sperme ait yapı bozukluklarının olduğu durumlarda uygulanır.

Mikroenjeksiyon ve Tese yöntemi nedir ?

Yumurtalıklardan alınan yumurtanın içerisine tek bir spermin laboratuarda enjekte edilerek döllenmenin sağlanması işlemidir. Eğer erkek sperm üretemiyor ise testislerden sperm alınması (biyopsi ile) işlemine TESE denir.

Mikroenjeksiyon yöntemi kaç defa denenmelidir?

10–12 defa deneme yapılabilir. Eşlerin fizyolojik ve psikolojik açıdan hazırlanmalarını sağlamak iç in 2–4 ay ara verilerek uygulanmaktadır.

Mikroenjeksiyon yönteminde başarı şansı nedir?

Her bir denemede başarı şansı %20-25′dir. Yani bu yöntemi deneyen 100 çiftten sadece 20–25 tanesi gebe kalabilir. Başarıda en önemli etken, yöntemlerin bu konuda yeterli bilgi, tecrübe ve isteğe sahip personel ile yeterli donanıma sahip ve her türlü yeniliği uygulayabilecek bir merkezde yapılmış olmasıdır.

Yöntemin bebek üzerinde zararlı bir etkisi var mıdır?

Bu yöntem ile gebe kalanlar ile normal yolla gebe kalan kadınların çocuklarında anomali (aykırılık) olasılığı açısından bir fark olmadığı belirlenmiştir.

Mikroenjeksiyon teknikleri nelerdir?

ICSI (intra sitoplazmik sperm enjeksiyonu) gibi mikroenjeksiyon teknikleri tek bir spermin laboratuar koşullarında bir yumurtanın içine enjekte edilmesi temeline dayanır. Çok az sayıda ve/veya döllenme yeteneği zayıf sperm olduğunda kullanılır. Bu teknikler spermin yumurtanın içine girmesini kolaylaştırma amacını taşır ve döllenme mikroskop altında yapılır.

Yardımcı döllenme teknikleri sperm hücrelerinin yumurtayı dölleyemediği veya laboratuvarda sıradan in vitro inseminasyon için yeterli spermin olmadığı çiftler için geliştirilmiş bir yöntemdir.

İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu, diğer bir deyişle ICSI, embryologlarca şekli ve hareketine (morfoloji) bakılarak seçilen tek bir spermatozoanın yumurtanın merkezine enjekte edilmesidir. Bu, erkek faktör infertilite tedavisi ve daha önceki IVF teşebbüslerinde döllenememe başarısızlığıyla karşılaşan çiftler için en başarılı yardımcı döllenme tekniği ve tedavisidir.

IVF -ICSI programı 4 basamaktan oluşur:

1. Yumurtalıklarda Yumurta Gelişimi
2. Yumurtaların Toplanması
3. Yumurtaların Döllenmesi Ve Embriyo Gelişimi
4. Embriyonun Rahim İçine Yerleştirilmesi